‘Güzel sözler’ Kategorisi için Arşiv

İKİ MELEK

Ekim 11, 2006

İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça
varlıklı bir
ailenin
evinin
kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer
olarak koca malikanenin
konuk odalarından birini vermek
yerine, soğuk bodrumundaki küçük
bir
köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde
kendilerine yatacak bir
yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir
delik görmüş ve
kalkıp
deliği onarmaya girişmiş

Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini
sorunca, Yaşlı Melek
hafifçe gülümsemiş: Her şey, her zaman, göründüğü
gibi değildir.

Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca
bir kez daha kalacak
yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir
çiftçi ailesinin

kapısını
çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı
koca,
sofralarında ne
var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara
rahatça
uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde
bulmuşlar:

Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının
ortasında cansız
yatmaktaymış. Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek
Yaşlı Meleğe isyan
etmiş: Bunun olmasına nasıl izin verebildin? ! O
varlıklı kaba adamın her
şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin.
Bu iyi

yürekli fakir
ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;
buna rağmen onu
bile
paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de
yitirmelerine izin verdin! ?
Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu
cevabı vermiş: Her şey,
her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikanenin
bodrumunda
kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe
külçe altın saklı
olduğunu fark ettim. Malikanenin sahibi bu kadar
açgözlü olduğu için ve
kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği
zenginliğin bir
parçasını bile
paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle
bir kapatıp
mühürledim
ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam etmiş:?
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında
uyurken, Ölüm Meleğinin o
çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de
onun yerine Ölüm
Meleğine ineği verdim. Yaşlı Melek, gülümseyerek bir
kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. Bazen,
işler
istediğimiz
gibi
sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen
tam da budur işte.
Eğer
inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her
sonucun her zaman sizin
lehinize olduğuna güvenmektir. Bunun böyle olduğunu,
ancak
belirli bir
zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile… Bazı insanlar,
Hayatımıza
girerler Ve çabucak çıkarlar.. Bazıları ise, Dostumuz
olur Ve bir süre
orada kalırlar..Yüreklerimizde O güzel ayak izlerini
bırakarak.. Ve bu,
İyi bir dost kazandığımız için, Bir daha asla Eskisi
gibi
olmayacağız
demektir! Dün, tarih oldu. Yarın, bir gizemdir. Bugün
ise bir armağan. Bu
yüzden İngilizce de present, hem şu an hem de armağan
anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey….. her anı doyasıya
yaşayın ve
tadını
çıkarmaya bakın… Hayat, bir prova değildir!
BU KÜÇÜK
MELEĞI AL VE ONU KENDINE YAKIN TUT; O, SENI GÖZETMESI
IÇIN
GÖNDERILMIŞ OLAN KORUYUCU MELEĞINDIR BU MELEĞI SEN DE
öZEL
INSANLARA
GÖNDER VE GÖNDERIRKEN BIR DILEK TUT. ER GEÇ
GÖRECEKSIN KI DILEĞIN GERÇEKLEŞECEK VE BU MELEK SONSUZA DEK SENI VE
SEVDIKLERINI
GÖZETMEYE
DEVAM
EDECEK.

Şimdi: bu mesajı silme. Tut. Çünkü o, sana çok özel
bir melekten geldi

Bil ki tam şu anda

birisi seni
düşünüyor. birisi
sana değer

veriyor.

birisi
seni özlüyor. birisi seninle olmak istiyor

birisi senin başının belada olmadığını umuyor.

birisi ona
verdiğin destek için sana minnettar.
birisi senin adına her şeyin iyi
sonuçlanmasını ümit ediyor.

-birisi senin mutlu olmanı
istiyor. birisi elini
tutmak istiyor.

-birisisenin onu bulmanı
diliyor. birisi senin başarılarını
kutluyor.

birisi sanabir armağan vermek
istiyor. birisi SENIN bir
armağan
olduğunu düşünüyor.

birisi seni seviyor. birisi senin gücüne hayranlık
duyuyor.

birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.

birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.

BIRISININ, SENIN BU MESAJI ONA
GÖNDERMENE IHTIYACI VAR.
Kimseden
umutlarını almayın. Sahip olduğu tek şey bu

olabilir.

İKİ MELEK

Ekim 11, 2006

İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça
varlıklı bir
ailenin
evinin
kapısını çalmışlar.
Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer
olarak koca malikanenin
konuk odalarından birini vermek
yerine, soğuk bodrumundaki küçük
bir
köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde
kendilerine yatacak bir
yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir
delik görmüş ve
kalkıp
deliği onarmaya girişmiş

Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini
sorunca, Yaşlı Melek
hafifçe gülümsemiş: Her şey, her zaman, göründüğü
gibi değildir.

Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca
bir kez daha kalacak
yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir
çiftçi ailesinin

kapısını
çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı
koca,
sofralarında ne
var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara
rahatça
uyumaları için
kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,
melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde
bulmuşlar:

Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının
ortasında cansız
yatmaktaymış. Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek
Yaşlı Meleğe isyan
etmiş: Bunun olmasına nasıl izin verebildin? ! O
varlıklı kaba adamın her
şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin.
Bu iyi

yürekli fakir
ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;
buna rağmen onu
bile
paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de
yitirmelerine izin verdin! ?
Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu
cevabı vermiş: Her şey,
her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikanenin
bodrumunda
kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe
külçe altın saklı
olduğunu fark ettim. Malikanenin sahibi bu kadar
açgözlü olduğu için ve
kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği
zenginliğin bir
parçasını bile
paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle
bir kapatıp
mühürledim
ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam etmiş:?
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında
uyurken, Ölüm Meleğinin o
çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de
onun yerine Ölüm
Meleğine ineği verdim. Yaşlı Melek, gülümseyerek bir
kez daha eklemiş:
Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. Bazen,
işler
istediğimiz
gibi
sonuçlanmadığında, aslında bizim de başımıza gelen
tam da budur işte.
Eğer
inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her
sonucun her zaman sizin
lehinize olduğuna güvenmektir. Bunun böyle olduğunu,
ancak
belirli bir
zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile… Bazı insanlar,
Hayatımıza
girerler Ve çabucak çıkarlar.. Bazıları ise, Dostumuz
olur Ve bir süre
orada kalırlar..Yüreklerimizde O güzel ayak izlerini
bırakarak.. Ve bu,
İyi bir dost kazandığımız için, Bir daha asla Eskisi
gibi
olmayacağız
demektir! Dün, tarih oldu. Yarın, bir gizemdir. Bugün
ise bir armağan. Bu
yüzden İngilizce de present, hem şu an hem de armağan
anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey….. her anı doyasıya
yaşayın ve
tadını
çıkarmaya bakın… Hayat, bir prova değildir!
BU KÜÇÜK
MELEĞI AL VE ONU KENDINE YAKIN TUT; O, SENI GÖZETMESI
IÇIN
GÖNDERILMIŞ OLAN KORUYUCU MELEĞINDIR BU MELEĞI SEN DE
öZEL
INSANLARA
GÖNDER VE GÖNDERIRKEN BIR DILEK TUT. ER GEÇ
GÖRECEKSIN KI DILEĞIN GERÇEKLEŞECEK VE BU MELEK SONSUZA DEK SENI VE
SEVDIKLERINI
GÖZETMEYE
DEVAM
EDECEK.

Şimdi: bu mesajı silme. Tut. Çünkü o, sana çok özel
bir melekten geldi

Bil ki tam şu anda

birisi seni
düşünüyor. birisi
sana değer

veriyor.

birisi
seni özlüyor. birisi seninle olmak istiyor

birisi senin başının belada olmadığını umuyor.

birisi ona
verdiğin destek için sana minnettar.
birisi senin adına her şeyin iyi
sonuçlanmasını ümit ediyor.

-birisi senin mutlu olmanı
istiyor. birisi elini
tutmak istiyor.

-birisisenin onu bulmanı
diliyor. birisi senin başarılarını
kutluyor.

birisi sanabir armağan vermek
istiyor. birisi SENIN bir
armağan
olduğunu düşünüyor.

birisi seni seviyor. birisi senin gücüne hayranlık
duyuyor.

birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.

birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.

BIRISININ, SENIN BU MESAJI ONA
GÖNDERMENE IHTIYACI VAR.
Kimseden
umutlarını almayın. Sahip olduğu tek şey bu

olabilir.

YANLIŞ – (Tavsiye Edilir)

Ekim 11, 2006

Yanlış atlara çok oyunlar oynadım
Kulağımdan kar suları hiç eksik olmadı.
Sürüden ayrılan koyunları sevdim hep…
Birde kendi bacağından asılmayanları..
Kendimle yaşadım en büyük kavgalarımı
İçimde ki ikizler tatterevalli oynadı hayatla ; ben seyrettim..
Yanlış sevdalarla oyalandım kimi zaman…
Bir pire için nice yorganlar yaktım..
Maskeli balolar da tükettim ilk gençliğimi..
Ama denizlere düştüm, sarılmadım yılanlara!!
Engerekler kesti önümü, tınmadım..
Gün oldu yanlış zamanlarda, yanlış kapılardan döndüm..
Yasak elmalar tattım kuytularda..
Bıçaklar kesmedide tenimi, bir kötü sözle öldüm!!
Kentler sevdalar arasında yoruldum..
Gün geldi… Duruldum..
Zaman sardı yaralarımı, kinlerimi hafızama gömdüm.. Hamdım… Oldum..
Sevdayı en umulmadık yerlerde buldum!!
Sonra kaybettim yine buldum yine kaybettim….

kaç sabahtır geceye uyanıorum
noldu güneşe aynalarda yokum
dumanı tüten çay bardaklarına dokunuorum
elimi ısıtmıyor
ağlayınca farkettim
gözyaşlarım yanaklarımı ıslatmıyor
yüreğimde bir ağrı
bir tek onu hissediorum
hissedince anlıorum
keşke feda edebilseydim sana

sımsıkı sarılıp güzel saçlarını koklayıp gitseydim
ölmüşüm ben bebeğim ölmüş
herkesin korktuğu gün bana bugünmüş
 
Kaç gecedir
borçlu giriyorum geceden sabaha
Kumdan ekmekler yapıyorum kendime
Sonra dalga sesi sürüyorum ekmeğime
Olmadı
Sensiz uyanmamak için
bu gecede uyunmadı
Gittiğinden beri ağlamadım
Çünkü o gözyaşları
yüreğimde durduğu sürece
Senin adın aşk bende
Haberin olsun! …
Bu sabah hüngür hüngür ağladım
İçimde ne kadar sen varsa
Bir bir uğurladım…
O kadar kızgınım ki sana
Büyümeseydik çok isterdim küsmeyi
Dudaklarımı büzüp
Kaşlarımı çatarak bakmak isterdim şimdi sana
Ama maalesef artık büyüdükçe kırılıyoruz
Ve pembe renkli pamuk helva şekerler
Mutlu etmiyo artık bizi
Kimin bu hüzün?
Benimse eğer neden içim titriyor hep?
Seninse eğer ne işi var bende?
Gel bir gece yarısı, al hüznünü
Gel, geceye bile söylersem namerdim, gel! ..

Kaçışlarımda ulaşabildiğim en uzak yerdin aslında.

Senden ötesini ne bildim,ne gördüm.

Hayatım sende başlamadı belki ,güzellikleri sırf sende tanımadım

Ama sen gittin ya. Her şey bitti.
Yaşam ,kaygı,mutluluk,hüzün,mal,mülk aklına gelen her şey bitti.
Sen yoksan ben biterim.
Yani ben sensiz bir hiçmişim…..

Hello world!

Ekim 11, 2006

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.